
Mesleğimin Hikayesi Nasıl Başladı?
Çocukluğumdan beri en çok merak ettiğim şey, insanların “neden böyle davrandığı” oldu. Bir cümlenin ardında saklanan duygu, bir bakışın arkasındaki kırgınlık, bir suskunluğun içinde büyüyen öfke… Başkalarının göremediği, ama içten içe herkesin hissettiği o görünmez dünyaya hep dikkat kesildim.
Bazen bir yetişkinin gülümsemesinde, aslında çocukluğunda duyamadığı bir “aferin”in eksikliğini gördüm. Bazen de sessiz kalan bir çocuğun gözlerinde, kimsenin fark etmediği bir yardım çağrısını… Belki de mesleğimin tohumu, tam da o anlarda atıldı.
Psikolojiyle Karşılaşmam
Üniversite tercihleri yaklaşırken herkes mesleklere puan ve prestij üzerinden bakarken, benim aklımda hep aynı soru vardı:
“Ben, insanların hayatına gerçekten dokunabileceğim bir iş yapabilecek miyim?”Psikolojiyle ilk derin karşılaşmam, yalnızca bir bölüm seçmekten çok daha fazlasıydı. Sanki yıllardır içten içe aradığım ama adını koyamadığım bir alanın, bir anda ete kemiğe bürünmüş haliydi. İnsan zihninin derinliği, duyguların karmaşıklığı, travmaların sessizliği ve iyileşmenin mümkün oluşu beni derinden etkiledi.
Teorik bilgilerin yanında, her bir vakanın ardında gerçek bir hikâye olduğunun farkına vardıkça bu mesleğe olan saygım daha da arttı. Çünkü psikoloji, sadece “bilmek”le ilgili değildi; aynı zamanda “duyabilmekle”, “görebilmekle” ve “yanında durabilmekle” ilgiliydi.
Dinlemenin Gücünü Öğrenmek
Psikolog olma yolculuğumda en çok şunu öğrendim:
Çoğu zaman insanlar, “çözüm”den önce “anlaşılmak” istiyor.Seans odasında söylenen cümlelerden çok, söylenemeyenlerin ağırlığıyla karşılaştım.
Bazı danışanlar ilk kez biri karşısında ağlayabildiklerini, ilk kez yargılanmadan konuşabildiklerini söylediler. Ve ben her seferinde şunu hissettim:
Bu oda, sadece konuşulanların değil, iyileşmeye izin verilen duyguların da mekanı.Dinlemek, sadece kulakla yapılan bir şey değil; kalbinle, zihninle, tüm varlığınla orada olmayı gerektiriyor. Zamanla anladım ki, bir insanın “İlk kez biri beni gerçekten dinledi” demesi, bu mesleğin en kıymetli geri bildirimi.
Kendi Yolu, Kendi Hikâyesi
Her danışan, kendi hikâyesiyle geliyor bana. Kimisi çocukluk travmalarını taşıyor, kimisi ilişkilerde kaybolmuş hissediyor, kimisi ise “her şey yolunda gibi görünüyor ama içimde bir boşluk var” diyor.
Benim için her bir hikâye, büyük bir saygıyı hak ediyor. Çünkü bir insanın kendi iç dünyasına bakma cesareti, zaten iyileşme yolculuğunun en zor ilk adımı. Bu adımda onlara eşlik etmek, zaman zaman sessiz kalarak, zaman zaman soru sorarak, zaman zaman sadece orada olarak yanlarında durabilmek… İşte bu, mesleğimin en önemli anlamı.
Bu yüzden hiçbir danışanıma “sadece bir vaka” olarak bakmadım, bakmıyorum. Her biri, kendi yaralarıyla, kendi gücüyle, kendi imkânsız sandığı ihtimalleriyle geliyor. Ve çoğu zaman, en çok şaşırdığımız şey şu oluyor:
İçinde yaşadığı fırtınaya rağmen, insan ruhu aslında ne kadar güçlü.
Mesleğimin Bana Öğrettikleri
Bu meslek, bana sadece insanları değil, kendimi de yeniden tanıttı. Kırılganlığın zayıflık değil, insan olmanın bir parçası olduğunu; güçlü olmanın, her zaman dayanmak değil, bazen “yardıma ihtiyacım var” diyebilmek olduğunu öğretti.
Öğrendim ki;
- Kimse hayatını tek bir etiketle özetlemek zorunda değil.
- Travmalar, bizi tanımlayan son nokta değil; iyileşme yolculuğunun başlangıç noktası olabilir.
- Ve en önemlisi, umut çoğu zaman çok sessizdir; ama asla tamamen kaybolmaz.
Neden Hâlâ Buradayım?
Bazen günün sonunda yorgun oluyorum, bazen duyduklarım içime dokunuyor. Ama her seansın ardından, bir insanın kendi gerçeğine biraz daha yaklaştığını görmek, hâlâ ilk günkü gibi anlamlı.
Bir danışanımın gözlerindeki karanlığın yerini yavaş yavaş hafifliğe bıraktığını görmek,
“Artık kendimi biraz daha anlıyorum” cümlesini duymak,
“Yalnız değilmişim” hissinin yüzüne yansımasını izlemek…İşte ben bu anlar için bu mesleği seçtim.
Ve her hikâyede, mesleğimi yeniden seçiyorum.
Son Söz
“Mesleğimin hikâyesi”, aslında sadece benim hikâyem değil; yollarımızın kesiştiği her danışanımın hikâyesinden bir parça taşıyor. Ben kendimi, insanların hayatına sihirli çözümler sunan biri olarak değil; onlarla birlikte yürüyen, duygularına ayna tutan, bazen karanlığa küçük bir ışık taşıyan biri olarak görüyorum.
Eğer sen de kendi hikâyene içeriden bakmak, yükünü biraz hafifletmek, kendini daha iyi anlamak istersen; bu yolculukta sana eşlik etmekten mutluluk duyarım.